“OKULDA ŞİDDET İSTEMİYORUZ”

Türk Eğitim-Sen Fethiye İlçe Temsilciliği, Şanlıurfa’da bir öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırı ile ilgili bir basın açıklaması yaptı.

Fethiye Belediyesi Özer Olgun Kültür Merkezi önünde gerçekleştirilen programda öğretmenler okullarda şiddettin önüne geçilmesini istediler. Türk Eğitim-Sen Fethiye İlçe Temsilciliği’nin açıklaması şu şekilde: “Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucunda, öğretmen ve öğrencilerimizin de aralarında bulunduğu 16 vatandaşımızın yaralanmış olması hepimizi derinden sarsmıştır.

Bu hain saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz. Yaralanan eğitimcilerimize, öğrencilerimize, polisimize acil şifalar diliyor, ailelerine ve tüm eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Şiddet olayları eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Bundan iki yıl önce İbrahim Oktugan öğretmenimiz ve henüz bir ay kadar önce de Fatma Nur Çelik öğretmenimiz görevleri başındayken, okullarında katledilmişlerdir. Henüz bu olayın taze acısını yaşarken çok kısa bir süre içinde 14 Nisan tarihinde yaşanan Şanlıurfa’daki bu elim olay, eğitim camiamızda zaten var olan endişeyi daha da artırmış, hepimizi derin bir üzüntüye sevk etmiştir.

Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir.

Adeta ABD’de ve farklı ülkelerde yaşanan okul saldırılarına benzer bir tablonun ülkemizde de görülmesi çok ürkütücüdür. Bu durum, eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Öğretmeninin önünde ceket ilikleyen öğrencilerin, bugün silahla okullara girip öğretmenlerine kurşun sıkabildiği bir noktaya biz ne ara geldik? “Eti senin, kemiği benim” anlayışından; öğretmeni tehdit eden, hatta fiziksel şiddet uygulayan, öğretmeni katleden veli ve öğrenci profiline nasıl ulaştık? Öğrencilerimiz nasıl oldu da çeteleşmenin tuzağına düştü, mafyavari oluşumların içine sürüklendi, bu karanlık düzene teslim oldu?

ÖĞRETMENE UZANAN ELLER KIRILSIN

Bakınız; okullar öğrencilere bilgi kazandıran, onları geleceğe hazırlayan; eğitimcilerimizin huzur ve güven içinde görev yaptığı, toplumsal değerlerimizin yaşatıldığı kurumlardır. Ancak okulların şiddet olaylarıyla anılması, ülkemizin geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması vazgeçilmez bir zorunluluktur.

Her okula güvenlik görevlisi tahsis edilmelidir. Bu noktada şiddetin önlenmesine yönelik güvenlik tedbirlerinin eksiksiz biçimde hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği sağlanması, giriş-çıkış kontrollerinin düzenli şekilde yapılması ve okul yönetimlerinin bu konuda daha güçlü biçimde desteklenmesi hayati öneme sahiptir.

Disiplin yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmelidir. Aynı zamanda okullardaki disiplin yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmeli, öğretmenin etkisi ve eğitim sürecindeki rolü güçlendirilmelidir. Her geçen gün sorumluluklarımız artarken disiplin sağlamada yetkilerimiz azaltılmıştır. Çocukların ruhen ve bedenen sağlıklı bireyler olarak yetiştirilmesi her anne babanın görevi olduğu gibi biz öğretmenlerin de görevidir. Ancak okullardaki rehber öğretmen sayısının yeterli olmaması bizleri çok zor durumda bırakmaktadır.

Her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri etkin hale getirilmelidir. Bu tedbirler alınmış olsaydı bugün Fatma Nur Çelik öğretmenimizi kaybetmeyecek, Siverek’te yaşadığımız elim hadiseyle karşı karşıya gelmeyecektik.

EĞİTİMDE ŞİDDET, GELECEĞE İHANET

Bununla birlikte okul-aile iş birliği artırılmalı, velilerin eğitim sürecinde öğretmene destek veren, saygı ve sevgi çerçevesi içerisinde yaklaşımlarda bulunan bir rolde katılımı sağlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki öğrencilerin psikolojik gelişimleri ve sosyal ilişkileri, sorunların erken tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin zamanında alınması açısından büyük önem taşımaktadır. Bilinmelidir ki öğretmene had bildirmeye kalkma, öğretmene saygısızca tavır takınma ülkemizin geleceğini inşa eden ve son derece saygın bir meslek olan öğretmenliğe zarar vermektedir.

ÖĞRETMENE SAYGI GELECEĞE YATIRIM

Şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur.

Tabii ki bu noktada en önemli tedbirlerin başında yasal düzenlemeler gelmektedir. Türk Eğitim-Sen olarak, okullarda şiddetin önlenmesine yönelik 2019 ve 2023 yıllarında iki kez kanun teklifi hazırlayarak, milletvekilleri aracılığıyla TBMM’ye ilettik. Bunun yanı sıra, caydırıcı tedbirlerin alınması amacıyla Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda düzenleme yapılması için yoğun girişimlerde bulunduk ve bu sürecin hayata geçirilmesini sağladık.

Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a mektup gönderdik, iş bırakma eylemleri gerçekleştirdik ve çok sayıda basın açıklaması düzenledik. Ancak bugün gelinen noktada, şiddete yönelik alınan tedbirlerin ve mevcut uygulamaların yeterli olmadığı açıkça görülmektedir.

Eğitim kurumlarımızda görev yapan her bir öğretmenimizin, eğitim çalışanımızın ve eğitim gören her öğrencimizin hayatı ve güvenliği en kıymetli öncelik olmalıdır. Bu nedenle okulların güvenliğinin sağlanması, şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur.

ÖĞRETMEN ÖLÜYOR, MECLİS UYUYOR

Güvenlik Zirvesi düzenlenmelidir. Öte yandan ülkemizde eğitim kurumlarında şiddete karşı kapsamlı bir “Güvenlik Zirvesi” düzenlenerek, konuyla ilgili tüm kurum, kuruluş ve paydaşların bir araya gelmesi sağlanmalı; zirvede sorun tüm yönleriyle etraflıca ele alınmalı, adeta bir seferberlik anlayışıyla kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır.

Öğretmenlik Meslek Kanunu ile artırılan cezaların etkin ve tavizsiz bir şekilde uygulanması sağlanmalı; bunun yanı sıra caydırıcı ve etkili tedbirler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Devletimizin ve toplumumuzun bu konuda etkin rol üstlenmesi, şiddeti önleyici kapsamlı tedbirlerin hayata geçirilmesi bir zorunluluktur.

Öğretmenin itibarı korunmalıdır. Unutulmamalıdır ki, öğretmenin itibarı, devletimizin ve milletimizin itibarıdır! Bu itibarın sarsılması, toplumumuzun temel değerlerinin yerle yeksan olması anlamına gelir. Eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddetten korumak hepimizin asli görevidir. Eğitimcilerin statülerinin yükseltilmesi, onlara kıymet verilmesi, okul ortamının şiddetten uzak tutulması geleceğimize yapılacak en önemli yatırımdır.

Şiddeti sıradanlaştıran yapımlar engellenmelidir. Toplumumuzda çocuklarımıza kötü örnek teşkil edecek her türlü dizi, film ve yayın içerikleri durdurulmalıdır. Yayınlar düzenli olarak titizlikle denetlenmelidir. Çocuklarımızın oynadığı oyunlar, youtube, tiktok gibi platformlardaki içerikler ile sanal medya da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Çeteleşmeyi özendiren, mafyavari oluşumları teşvik eden ve şiddeti sıradanlaştıran yapımların önüne geçilmelidir.

Şayet eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddet sarmalından uzak tutamazsak, okullarımız güvenli alanlar olmaktan çıkar geleceğimiz de ciddi şekilde tehdit altına girer. Öğretmenler ve öğrenciler, okullarında kendilerini güvende hissetmeli; eğitim kurumlarında huzur içinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebilmelidir. Biz susmuyoruz. Şiddete karşı tek sesiz. Okullar güvenli alanlar olana dek mücadelemiz sürecek. Ülkemizin aydınlık, müreffeh geleceği şiddete kurban edilemez.

Bizler öğretmeniz. Şiddete maruz kalsak da, vurulsak da umudumuzu kaybetmeden ülkemizin geleceğini inşa etmeye devam edeceğiz. Bugün siyahlara bürünsek de içimizdeki umudun rengini taşımaya devam edeceğiz. Çünkü bizler Atatürk’ten ve o büyük şanlı tarihimizden aldığımız emanetin değerini çok iyi biliyoruz. Bu değeri korumaya, vatanını, milletini seven; ülkesine, öğretmenine, büyüklerine saygı duyan nesilleri yetiştirmek için mücadelemize devam edeceğiz. Öğretmen benliğiyle, kimliğiyle, saygınlığıyla var oldukça Türkiye Cumhuriyeti var olacaktır.”

Hakkında Ayyıldız Gündem

Bu Haberi Okudunuz mu?

BAŞKAN ARAS: “SUYU YÖNETEN BİR YAPIYA ULAŞTIK”

MUSKİ Genel Müdürlüğünün katılımcı ve şeffaf yönetim anlayışı doğrultusunda il genelinde düzenlediği Katılımcı Bütçe Toplantılarının …